GEÇEK SANAT KOLEKSİYONCUSU, AL-SAT YAPANLARDAN FARKLIDIR

MÜZAYEDE POLİTİKASI İLE, GERÇEK SANAT KOLEKSİYONCUSU MAĞDUR EDİLİYOR... 

Duygu Yaşam- ArtCritic

Müzayedede satılan eser için sunucu, "Türk çağdaş sanatının önemli temsilcilerinden" diyor da acaba buna kendisi de inanıyor mu, sanmıyorum. Satıcı her zaman kendisine yontmasıyla bilinir çünkü, ne kadar pahalı satarsa o kadar çok kazanacaktır. Eseri pazarlanan çoğu sanatçı hakkında müzayede firmasının kapsamlı bir bilgisi yok ve belki de dünya sanat platformunda çok önemli olan bir sanatçı, ehliyetsiz ellerde değersiz gibi sunularak, önemsiz sanat eserleri arasında sözde harcanmış oluyor…

Sen kimsin ey sanat eseri satan kişi, senin eserini sattığın sanatçıyı yorumlama bilgin ve deneyimin var mı? Sonra biliyor musun ki bir sanat eseri değerliyse sanatsal öneminden ötürü değerlidir yoksa nasıl değerli olabilir ki…

KOLEKSİYONLUK VEYA  POSTER DEĞERİNDEKİ ESERLER FARKI...

Görsel sanatlar piyasasında koleksiyonluk eserler ile, poster gibi alıp satılan dekoratif eserler arasında çok büyük fark vardır. Fakat nedendir ki, ülkemizde poster değerindeki sanat eserleri değerli eserlermiş gibi pazarlanmaktadır. Elbette bu durumun ülkemiz görsel sanatlar platformuna zararı da çok büyü olacaktır. Yıllardır ülkemizde bienaller yapılır fakat hala dünya sanat platformuna sunabileceğimiz bir sanatçımız yok. Yani ülkemizde yetenekli sanatçılar mı yok diye sorarsanız, var da yetenekli ve özgün çalışmalar üretenler ne yazık ki, algı yaratılarak sözde sanatçıymış gibi şişirilen isimlerin yanında yok öneminde kalıyorlar. Oysa sanat piyasasında çok önemliymiş gibi gösterilen birçok ismin Kapıkuleyi geçtikten sonra para etmediği de iyice bilinmektedir…

Koleksiyonluk eserleri üreten sanatçılar dünya sanat platformuna bir yenilik getirmiş veya yeni bir felsefe sunmuşlardır. Aynı zamanda bulundukları coğrafyada sanata bir fark getirmiş olan sanatçıların eserleri de koleksiyonluk olarak o bölgelerde ön planda olabilir. Bu durumda bu türe giren sanatçılar ile ilgili ünlü sanat uzmanlarının tespitleri olmalıdır. Bir yeniyi ortaya koymamış olan, bir felsefeye dayanmayan ve bir mesaj içermeyen eserler ve sanatçıları, sanat uzmanlarının kriterlerinden geçemezler ve bu kesimdeki sanatçılar daha amatör kesimde sanata hizmet ederler…

Ülkemizin sanat piyasasına baktığımız zaman, koleksiyonerler ile, alıp satanlar arasında bir fark gözetilmediği için, sanat eseri alıp satanların arasında gerçek koleksiyoncular zarara uğratılmış oluyor. Çünkü algıyla koleksiyonere pazarlanan poster niteliğindeki resimler, parasal olarak müzayedelerde şişirilen fiyatları hak etmediğinden, dünya literatürlerine girmiş sanatçı bile olsa ülkemizde, algı piyasası nedeniyle, ilgi görmemekte ve burumda da koleksiyon yapan kesim aldatılmış olmaktadır…

Sanat piyasası bu uygulamalarla önce kendi ayağına sıkarak, sanat piyasasındaki devamlılığa bir şekilde dur demektedir…

HAVUZBAŞI SÜSÜ İLE SANAT ESERİ ARASINDAKİ FARK...

Havuz başı süsü olarak kullanılan ve dünyada on binlerce sanatçının uyguladığı ve bugün ev kadınlarının çalışmalarında bile görülen bir tekniği kullanan sanatçının eserleri on binlerce TL'ye satılırken, kimse bu durumu eleştirmiyor çünkü ülkemizde görsel sanatları gerçek açıdan eleştirecek sanat yazarı yok. Sanat tarihçilerimiz de nedense bu tür konuların üzerinde gidemiyor. Ya yeterince bilgi sahibi olmadıklarından ya da ülkemize has, ata sözlerinin etkisinde kalmışlardır 😊 "Benden sonra tufan", "bana dokunmayan yılan bin yaşasın", "meyve veren ağaca taş atarlar", "Bal tutan parmağını yalar", "sırtını dayısına vermiş" gibi…

Bakıyorsunuz düne kadar sanat piyasasında fark edilmemiş olan bir sanatçı, müzayedeler tarafından duayen bir sanatçı olarak sunulmakta, bu durum da sanat piyasasına yeni girmiş olan sanat yatırımcıları ve koleksiyonerleri olumsuz etkilemektedir.

   SONUÇ: Koleksiyon yapan sanat severler ve gerçek sanat yatırımcıları, alıp satanlara yönelik sunumlardan kaçınmalı ve geleceğe ümit veren gerçek sanatçıları araştırarak o sanatçıların eserlerine odaklanmalıdırlar. Bundan önceki yazımda algıyla şişirilen sanatçılardan ve gerçek ederinin çok üstünde satılan eserlerden bahsetmiştim. Bilmelisiniz ki, sanatı ile ilgili hakkında önemli iddialar bulunmayan sıradan lığla haşir neşir olmamalısınız, bizden söylemesi…

SICAĞI SICAĞINA  GARİP BİR OLAY;

ŞAİBELİ ESERLER müzayadelerde boy gösterebiliyor.

MüzayedeKritik- (Özel )-  Sanatçının bilgisi yok. Müzayedeye konulan eserlerin kendisinden nasıl çıktığı da bilinmiyor ve kimin eline geçmişse, müzayededen, müzayedeye resimlere sanki turistik gezi yaptırıyor. Kontraplak üzerine sanatçının yaptığı iki çalışması şimdide bir başka müzayedede ve önümüzdeki günlerde müzayede kuruluşu kimin o resimleri verdiğinin bilgisini verecek ki sanatçı hukuki işlem başlatabilsin.

Sanatçı görsel sanatlarda dünyaca bilinen bir  ressam, heykeltraş ve çağdaş sanatlarda ilklere imza atmış bir isim. Yücel Dönmez. Konu ile ilgili olarak bilgisine başvurduğumuz Dönmez şunları söyledi, " Benim kolekasiyonlara girmiş olan eserlerimden müzayedelere çıkan yok. Ben de henüz müzayede pazarına sanat eseri vermedim fakat  zaman zaman bir yerlerde, bilgim dışında  atölyemden çıkmış olan,eskiden çalıştığım galeriye bırakmış olduğum  konsiye çalışmalarımdan dolandırılmış olanlar ve çalıntı eserlerim, bazı müzayedelerde gözüküyor. Müzayedelere sorduğumda nedense rahatsız olunduğunu belirtiyorlar. Oysa  bilinen isimlerin eserleri müzayedelere geldiği zaman sanatçısına da haber verilmesi gerekir ki, çalıntı veya sahte eserler  satışa konulmasın. Ülkemiz kanunlarına göre çalıntı, dolandırılmış eser alması da satması da suçtur.  Bir de sanatçıdan kesinlikle satılmamak veya bir başkasına verilmemek üzere  örnek olarak alınmış olan  küçük çalışmalar bile bir bakıyorsunuz müzayedelerde yok fiyatına satışa sunulmuş. Çünkü onları müzayedeye veren her kimse para vermediği için, sanatçıya da zarar verdiğini düşünmeden cebine üç kuruş koyabilmek için, dilenciliğin bir başka türüne soyunmuş oluyor."

 Editörün Notu: Sanat piyasasında haksızlığa uğrayan sanatçılarımız sitemize başvurdukları zaman bizimle çalışan 5 avukat arkadaşımız gerekli bilgileri vererek, gerektiğinde  sanatçıyı savunabilmek için girişimde bulunacaklardır. Sitemizin Kontak kısmından başvuru yapabilir siniz.

 

Yükselen sanatçılar

 Bu bölümde müzayedelerde yer alan ve yükseliş gösteren sanatçılar ile ilgili kısa yorumlar yer alacaktır.

 Ergin İnan

 Müzayedelerde  her zaman yüksek fiyat bulabilen Ergin İnan'ın bir  taraftan da kağıt işleri ve özgün baskıları pazarlanıyor. Bu sanatçıya yapılan yatırımın uzun dönemde  önemli bir yere ulaşabileceği düşünülüyor.

Ergin İnan gibi hemen her müzayede de eserleri sunulan bazı sanatçıların müzayede fiyat politikaları zaman zaman değişime uğrayabiliyor. Bu sanatçılar ile ilgili gelecekte yorumlar da vermeye çalışacağız.

 Devrim Erbil

Devlet sanatçısı unvanını kabul etmiş olan Devrim İnan belki de bu unvanı sayesinde de önemini arttırıyor. Devrim hocanın eski işleri sanatsal açıdan daha değerliyken, İstanbul konseptine neden yöneldiği de sanatında parasal getiriyi de ön planda tuttuğunu gösteriyor. Erbil bugün yaşayan sanatçılar içinde  çalıştırdığı asistanları ve müzesiyle de gündemde.  

Son zamanlarda müzayedelerde, Devrim Erbil gibi İstanbul çalışanların eserleri de satılmaya başlandı. Fiyatları çok uygun olduğu için de talep görüyor. Fakat geleceğe dönük yatırım açısından nasıl olur, bekleyip göreceğiz.

    MÜZAYEDE PİYASASI OLMAYAN SANATÇI DEĞERSİZ Mİ?

 Ülkemizde müzayede piyasası çarpık başladığı için, ikinci el piyasası olmayan sanatçı sanki değersizmiş gibi gösteriliyor. Oysa yabancı ülkelerdeki müzayedelerde, ikinci el piyasası olmayan fakat tanınan sanatçıların eserleri kendi piyasası değerinde sunuluyor. Şimdiye kadar  garip olan müzayede uygulamalarını her fırsatta görüyoruz. Örneğin ismi bilinen bir sanatçımızdan 27 bin TL'ye satın alınmış bir eser, geçmişte bir müzayedeye 9 bin TL'den konulmuştu.  27 bini verip alan kişiye sorulduğunda, müzayedenin  fiyatı ayarladığını ve  sanatçının ikinci el piyasası olmadığı için de  düşük fiyattan koymaları gerektiğini söyledi. Nedir bu müzayede piyasası? Sanat eserini bit pazarı mantığı ile pazarlamak sanatçıya karşı yapılan büyük saygısızlık ve hadsizliktir.İşte bu yüzden ülkemiz görsel  sanatları bir yere varamıyor ve sanki ressam veya görsel sanatlar ile uğraşan sanatçı, bir marangoz gibi bir şeyler üretiyor ve müzayedeler de onları satıyor. Bu mantıkla kurulan bir sanat piyasasından dünya sanat platformuna yönelik sanatçı nasıl çıkarırız? Bu bahsettiğimiz uygulama bir nevi organize ayırımcılıktır ve bu şekilde sanatçıya değil, müzayedelerin kazancına ve sanatçının sırtından kazananların ekmeğine yağ sürülmüş oluyor. Görsel sanatlarımızı dünya sanat platformuna sunabilmemiz için, devletin de destek olması gerekiyor. Yerli ve milli sloganını bayrak etmiş olan devletimiz, görsel sanatlarda da yerli ve milliyi, yani ülkemizin sanat önünü açacak olan sanatı ve sanatçıları desteklemek ve dünyaya sunmak durumundadır. Bunun yapılabilmesi için de aynen İranlı zenginlerin, Çinli zenginlerin  sanatçılarını destekledikleri gibi, ülkemiz zenginlerinin de bu açıdan bilgilendirilmesi ve yönlendirilmesi gerekir. Ülkemizde dünya sanat platformunda yumruğunu masaya vuracak sanatçılarımız yok mu? Yok ise olması için desteği arttırmalıyız ki, yetenekliler ve felsefesi, mesajları olan sanatçı adayları bu yolda uğraşsınlar. Var ise de, var olan önemli sanatçıları tespit edip, dünyaya sunmalıyız, kıskanmadan, önlerini kesmeden ve engeller koymadan... 

Bu konuda sitemiz rehber olacak ve  tespit edeceğimiz sanatçıları buradan sunmaya devam edeceğiz ve nedenlerini de ortaya koyacağız.

 SAHTE VE ŞAİBELİ ESERLER MÜZAYEDELERDEN ENGELLENMELİDİR

Çok ünlü bir görsel sanatçımız, müzayedelere sahte eserlerinin çıktığını ve mücadele edemediğini söylüyor. Bunun nedenini de, müzayedeye konulan eserler konusunda sanatçıya bilgi verilmemesine bağlıyor. Öyle ya sahte eserleri çıkabilecek olan yaşayan sanatçılar bellidir. Bu yüzden bu sanatçıların müzayedeye gelen eserleri konusunda dikkatli olunması gerekiyor.  Özgün baskılar ve kağıt işlerin  giderek fazlalaştığı müzayedelerde, sahte eserlerin olması da kaçınılmaz olabilir. 

 Bu arada müzayedelerde,  sanatçıların, bir şekilde elde edilmiş şaibeli işlerine de rastlanabiliyor.  Bu tür satışlarda eseri müzayedeye veren o esere gereken parayı ödememiş olduğu için, yok fiyatına satışa sunuluyor ve burada sanatçının adı, sanatı ve önemi de ayaklar altına alınmış oluyor. Sanatçının işleri konsiye bırakmış olduğu galeriden haciz edilmiş de oluyor veya galerinin borcuna karşılık yok pahasına birilerine verilmiş de. Veya çalıntı eserler de olabiliyor. Çalmış olan kişi elbette elinden yok pahasına çıkarmıştır  eseri fakat alan kişi acaba neden sorgulamıyor ki. Veya aldığı kişinin kimlik bilgilerini neden edinmiyor ki bir durumda ortaya kanıt koyabilsin. Bu durumların yaşandığı olaylar da var ve sanatçı itiraz ettiği zaman, müzayedeye veren kişinin bilinen bir iş adamı olduğu söyleniyor da, o önemli iş adamı bilinen bir sanatçının işini birinden üç kuruşa(!) satın alırken acaba neden sorgulamıyor veya kimlik bilgilerini almıyor? Bugün ikinci el bir telefon  satıldığı zaman satın alan başı belaya girmesin, çalınmış telefon almış olmasın diye, satan kişinin kimlik bilgilerini ve kimlik fotokopisini almak zorunda tutuluyor. Ülkemiz kanunlarına göre çalıntı mal almak da satmak da suçtur. Sanatçının eseri de, kendi kimliği gibidir çünkü üzerinde ıslak imzası bulunmaktadır. Herhalde saygı davranışı açısından bir cep telefonu kadar da değeri olmalıdır.